Yazıklar olsun

Sunday, 19 November 2017 - 05:00

İnşaatın müteahhiti MESA’ya değil. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ve tabii, tesisleri 30 yıl işletecek TOBB’a. Öncesi de var. 1970’ten beri Hazine mülkiyetinde olan Yassıada ve Sivriada’yı Turizm Bakanlığı’na devredenlere. Doğal, tarihi ve arkeolojik sit alanından çıkaranlara. Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nu by-pass edenlere.

Ne demişlerdi? Otel, müze, konferans salonu olacak. Bizans’a kadar uzanan 7-8 tarihi yapı korunacak. Adnan Menderes ve arkadaşlarının kaldığı ve yargılandığı binalar restore edilecek. Tarihi yapıya zarar verilmeyecek.

Peki ne yaptılar? 4. yüzyıldan kalma kilise, mahzen ve prens mezarları dozerlerle tahrip edilmiş. Menderes ve arkadaşlarının kaldığı blok yıkılmış. Bir ara yedi tane kule vinci balkonumdan görebiliyordum.

Geceleri bile ışıl ışıldı ada. Yani 7/24 inşaat sürdü. Ve sonunda geçen hafta fotoğrafını her yerde gördüğünüz duruma geldi. Ne toprak kalmış ne de ağaç. Güya yeşillenecekmiş. Bir de eski fotoğrafına bakın. Öyle olması mümkün mü? Adada toprak parçası kalmadığı için artık ağaçları denize dikerler herhalde.

Şimdi sırada Sivriada var. Yok edilecek. Dilerim her yanlışı düzelten Cumhurbaşkanımız, bunun da bir çaresini bulur. Bunu, bunu yıkın der. Der mi, der. Helikopterden bir bakarsa onun da içi yanar vallahi. O dememiş miydi, “İstanbul’a ihanet ettik. Bunda benim de payım var” diye. İşte fırsat Sayın Erdoğan. Bunda payınız olmasın bari.

İstiklal'imiz yeşillendi

Bugüne kadar büyüğü, küçüğü her belediyenin makyaj yaptığı İstiklal Caddesi dümdüz olmuş. Tramvay yolu da yemyeşil. Halı gibi derler ya, işte öyle. Ama çim halı. Kimin buluşu ise bravo! Atılan izmaritlerle kızamık geçirecek önce. Sonra gece girecek çöp kamyonlarının döküntüleriyle ne hale gelecek seyredin. Hele hele toplumsal olaylarda TOMA’ların vereceği tahribatı hiç düşünmeyin. Üzülürsünüz. Aşırı yağmuru, karı kışı saymıyorum bile.

Buluşun sahibi bu kadar yeşil, adam olana çok bile demiş olabilir mi? İnşallah ağaçlarla süslerler. Yoksa tarih yazar. Bir tarih ancak böyle yok edilir diye. Sayfa kaldıysa.

Siz üzülmeyin de...,

Ne güzel. Sen topluma malol. O toplum sayesinde küpünü doldur. Sonra da davalık olunca, “Benim davamdan topluma ne? Okumasınlar” de.

Ünlüsün, ünlüsünüz ya. Hakim de sizi tanıyor ya. “Peki kızım, oğlum. Siz üzülmeyin. Ben her türlü haberi durdururum” diyor. Ala. Gerekçe de hazır. “Aile mahremiyetinin korunması.” Ne ailesi be. Aile mi kalmış. Kalmadığı için boşanma davası bir dizi gibi sürmüyor mu? Başrolde sizler. Yapımcı Hukuk AŞ. Yönetmen hakim.

REZALET

Türkiye-Belçika U21 Avrupa Şampiyonası grup maçında 2-1 mağlup olduk. Şaşılası bir sonuç değil. Çünkü, Almanya 2. Liginde düşmemeye oynayan bir takımın futbolcusu olan Surinam asıllı Türk Erdal Alkan’ı Lucescu’ya tavsiye eden Abdullah Avcı çalıştırıyor U21 takımımızı. Şaşılacak olan, hatta utanılacak olan, aylar öncesinden belli olan maç için, Belçika Milli Marşı’nın bulunamaması. Seremonide Belçikalı futbolcuların önüne bir mikrofon konmuş ve gençler söyledikleri milli marşlarını stat hoparlöründen yine kendileri dinlemişler. Rezalet. Hem de Cumhurbaşkanı’nın adını taşıyan statta.

REKLAMIN BÖYLESİ

Çarşamba günü, Teşvikiye Camii’nin arka sokağına düştü yolum. Duvara dayanmış bir sürü çelenk. Peki kimlerden. Merkel, Trump, Putin, Katar Emiri ve başkaları. Bir delikanlıya sordum, “Nedir bunlar” diye. ”Arkanızdaki dükkanın açılışı için espri yaptık” dedi. Arkama baktım. Küçücük bir dükkan. Nazilli’deki İpek Hanım Çiftliği’nin İstanbul’daki 5’inci şubesiymiş. Hayırlı olsun. Önemli olan reklamcılıkta algı yaratmanın geldiği nokta. Tebrikler.

İŞGÜZAR MÜFTÜ

“Bir toplu nikahta, müftü ve imamlar nikah kıyarak, Türkiye’de bir ilki hem yaşadılar hem de yaşattılar. Kıyamet de kopmadı” diyecektim ki, o da ne, bir işgüzarlık kıyameti koptu. Diyanet İşleri Başkanı, “Müftülere daha yetki verilmedi” deyiverdi. Peki ne olacak şimdi? Bence telafisi çok kolay. Defterde müftünün, imamların yanına nikah memuru da bir imza atar, olur biter. Katmerli nikah olur.

NOTA MESELESİ

“Reza Zarrab konusu ülkemizi ilgilendiren bir konu değil”di sekiz ay önce. Ama bugün konumuz oldu. Hayatından endişe etmeye başladık. Ve nota verdik merakımızı gidermek için.

Neyse sağlığı iyi haberi geldi de sevindirdi. Ara duruşmada görseydik, daha emin olacaktık ama, ne Zarrab ne de avukatları katılmadı. Yine bizi aldı bir merak. Bu arada hakim de kalktı, Türk hükümeti ile Gülen arasındaki ilişkiyi anlatması için bilirkişi istedi.

Görünen o ki, konuyu genişletecek. Suçlu sayısı da dokuzdan çok fazlaymış. Bu heyecanımızın sebebini tabii ki biliyorsunuz. Reza’nın itirafçı olup ötmesi. Amerikan medyasına göre olmuş bile. Yani iş karışıktı, daha da karışıyor. O zaman her ötüşüne bir nota mı vereceğiz? Nereden bulacağız o kadar notayı yahu.